Casuslar dünyası

Casuslar dünyası Gönderen: Yalquzaq.com Tarih: 7 Dek 2012 // Yorumlar kapalı

Kılıç

Vedat Kuşaklı, vedat@yalquzaq.com

Merhaba değerli okuyanlar. Öncelikle Yalquzaq gazetesinin okurları değerli takipçilerimize makalelerime ve gazetemize gösterdikleri ilgiden dolayı teşekkür ediyorum. İlgi olursa insanın içinden yazmak geliyor, ilgi olmazsa kalemler kıpırdamıyor, klavyeler tozlanıyor.

Bir kitap okuyorum şu an. Adını ve yazarını belirtmeyeceğim ki kitabın reklamını yapmayayım. Çünkü kitap benim reklamımı, önerimi hak etmiyor. Ama her zaman tahmin ettiğim gerçekleri bu kitap onaylıyor.

Büyükelçilikler, askeri ateşeler hangi ülkede görev yapıyorlarsa, aslında o ülkedeki vatandaşlarının hak ve hukuklarını korumaktan ve ülkeler arası ilişkileri iyi ve güzel yönde geliştirmekten ziyade, o ülkede her türlü askeri, siyasi, politik, ekonomik istihbaratı toplayan, kendi ülkelerinin doğal ajanları, tabii casusları oluyorlar. Her hafta ülkelerinin Dış işleri bakanlığına rutin raporlar gönderiyorlar. Bazen büyükelçilik görevlileri için görevli bulundukları ülkede kültür gezileri düzenliyorlar. Maksat kültür gezisi falan değil. Maksat daha derin ve daha kuvvetli bilgiler, belgeler, deliller toplamak ve daha etkili kişilerin görüş ve fikirlerini almak. Sonra bunlar da gezi raporu olarak kendi dış işlerine bildiriliyor.

Türkiye, Ortadoğu, Kafkaslar ile en derin, en yoğun, en ciddi ilgilenen ülkelerin en başında İngiltere geliyor. Sonra; ABD, Kanada, Almanya, Fransa geliyor.

İngiliz arşivlerinde Türkiyedeki 12 eylül 1980 ihtilali dönemine ait iki bin (2000) adet belge olduğu bildiriyor. İngiliz arşivleri çok gizli, Top Secret belgeleri, yazışmaları 30 sene kasalarda saklıyor, 30 sene sonra ülkesini zor durumda bırakmayacaksa halka açıyor.

İngiliz tuğgeneral eşi ile Edirne, Çanakkale bölgelerine gezi tertipliyor. Burada güya karşılaştığı Türk yüzbaşısına ve Türk albayına sert çıkıyor. “Ben sizden rütbece büyüğüm, siz beni sorgulayamazsınız” falan diyor. Belli ki tuğgeneral atıp tutmuş ve İngiltere Dış İşleri bakanlığına kendisini çok cesur, babayiğit, gözü pek, Türk subaylarını da korkak, basiretsiz, kafası pek basmayan olarak tarif etmiş. Kendisine gösterilen nezaketi çarpıtabileceği en çarpık şekilde çarpıtmış. Zaten toplumlarında asalet, “Sir” olmak gibi kavramlardan dolayı burunları epey büyük olan, yani epey kibirli, küstah olan İngiliz generali “Atış serbest!” deyip atıp tutmuş. İsterdim ki gece yarısı parola sorulması gereken bir kapıda bir Mehmetçik er ona parola sorsun ve o da bilemeyince bir şarjör kurşunu vücuduna yesin.

Aslında bu kitabı okumaya gerek yoktu. Büyükelçilik görevlileri, diplomatlar, askeri ateşelerle beraber o ülkede turist, gazeteci, sanatçı olarak boy gösteren bir çok yabancının da casus, ajan, istihbarat toplayıcısı olduğunu 2006 yılından beri yazıyorum. En çok ilgilendikleri ülkelerin başında Türkiye, Orta Doğu Ülkeleri ve Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra, bağımsız olan Rusya federasyonuna çakılıp kalmayan ülkeler, özellikle Türk ülkeleri geliyor.

Batının casusluk faaliyetleri bu kadar da değil. Gerekli gördükleri olayları planlayıp, senaryosunu yazıp hemen tiyatrosunu da oynuyorlar veya oynatıyorlar. Mesela bir gruba ateş açıp diğer grup açmış gibi gösteriyorlar. Mesela her iki gruba da silah satıyorlar.

Bunların dışında İsrail, Rus, Çin ajanlarının da batıdaki bu ajanlardan geri kalacağını, kaldığını sakın kimse düşünmesin. Tüm bu ajanların Kuzey Irak, Suriye, İran ve Türkiyedeki ırkçı Kürt gruplarını ve onların silahlı teröristlerini taşeron firmaları gibi nasıl desteklediklerini herhalde tahmin ediyorsunuzdur.

Bütün bunlardan şu sonucu çıkartıyorum. Ülkemizdeki yabancı ülkelerin büyükelçiliklerini, yabancı gazetecileri ve şurada burada iş yapan veya iş yapıyor gözüken yabancı iş adamlarını, genel müdürleri, fotoğrafçıları, sanatçıları iyi takip etmek gerekir. Bulundukları ülkenin hükümetinin, polisinin, askerinin her an enselerinde olduğunu hissetmeleri gerekir. Kardeşlik, iş birliği, uluslar arası dayanışma, evrensel hukuk, insan hakları gibi sözler çok hoş ve güzel sözler ama hepsi boş sözler.

Hiç bir yabancı babasının hayrına başka bir ülkede şirinlik yapmaz ve kardeşlikten, dostluktan bahsetmez. Artık bunu öğrenelim. Türkiyeden, Orta Doğudan, Kafkas Türklerinden bu sürekli bizi gözlemleyen ülkeler ne istiyor? Çünkü bizi gözlemleyen bu ülkeler iflas etmek üzere veya etti veya yedikçe doymuyorlar, işkembelerini daha da doldurmak istiyorlar. Onların üçüncü dünya olarak, az gelişmiş olarak, medenileşmemiş olarak saydıkları bizim gibi ülkeler; askeri, ekonomik, siyasi, doğal kaynak, coğrafya olarak onlara kazanç sağlayacak ülkeler de bu yüzden. NATO-nun, BM-nin, AB-nin yalan, palavra olduğunu ve NATO ile BM-nin ABD-nin kurumları, kuruluşları olduğunu, AB-nin de uluslararası Hıristiyan, Yahudi, Evanjelist ittifakı olduğunu 2006-dan beri papağan gibi tekrarlayıp yazıyorum.
Oxunma sayı: 116

Комментарии

Популярные сообщения из этого блога

Глава четвертая Служба пограничных нарядов

Наставление по охране государственной границы (пограничный наряд)

Глава вторая Основы охраны государственной границы пограничными нарядами